BRING THE HYPE TO ART

KENDİME YÜKLEDİĞİM MİSYON, KENDİMİN EN İYİ VERSİYONUNU BULMAK.

röportaj
BEYZA YILDIRIM



Doğduğun, büyüdüğün ve yaşadığın şehirler sanatına nüfuz eder. Hangi şehirlerin sanatına ve algına, nasıl nüfuz ettiğini düşünüyorsun?

Hem İstanbul’da hem de Londra’da yaşamış olmak, bugünkü “Ben” olmamı sağladı diyebilirim. Küçük yaşta Londra’ya taşınmış olduğum için orada da büyümüş olarak kabul ediyorum kendimi. Sanatıma ve vizyonuma olan etkisine gelecek olursak tartışmasız büyük bir etkisi olduğunu söyleyebilirim. Londra’da seneler içinde tanıştığım ve çalışma fırsatı elde ettiğim çok değerli insanlar oldu; onların bakış açıları, görüşleri ve varoluş serüvenlerindeki çaba ve yolculukları hep beni etkilemiştir. Mümkün olduğunca bana bir katkısı olabilecek ve vizyon sahibi insanları hayatıma çekmeye çalıştım. İki şehir yapısal olarak her ne kadar birbirine benzese de kültürel ve sanatsal anlamdaki farklı bakış açılarının algımı genişlettiğini ve üretimimde büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum.


Gözün silahın, tetiğin de makinen ise tetiği çekmeni tetikleyen nedir?

Editoryal işler harici konuşmak gerekirse hep yanımda taşımaya çalıştığım ufak bir analog kameram var. Anlık olarak gözüme hoş gelen her anı onunla belgelemeyi çok seviyorum. Bununla oluşturduğum güzel bir görsel günlüğüm var diyebilirim. Hem gelişi güzel olması hem de bana özel olması nedense beni çok tatmin ediyor.

Fotoğraflarındaki karakterler nasıl bir gerçekliğe ait?

Tiyatral ve gerçek dışı algısı oluşturan öğeler hep benim için oldukça cezbedici olmuştur. Günlük yaşamımızda birçok şey oldukça monoton ve birbirinin aynısı maalesef. Hem kendi ruh halimin hem de zevklerimin bir dışavurumundan oluşan kendime ait bir dünyam var. Yarattığım karakterlerin alt metninde yatan etken aslında olağan dışı olmaları ve onları yaratmanın benim üzerimde oluşturduğu heyecan. Mesela, biri oldukça seksi ve henüz keşfedilmemiş bir galakside yaşayan bir varlıkken, bir diğerinin ürpertici ve gizemli olma fikri çok hoşuma gidiyor. Çalıştığım markalar da ürünleriyle bu fikirlere destek veriyor ve yaratmak istediğim başka bir gerçeklikte bir bütünlük oluşuyor. Mesela Vogue İtalia çekimini oluştururken “Editoryal bir projeyi ne kadar gerçek dışına taşıyabilirim” amacı vardı aklımda. Editoryal bir çekimde, “Ne kadar boyut ve hakikat algısını kırabiliriz” sorusu benim için birçok zaman başlangıç noktası oldu desem çok doğru olacaktır.

Karakterlerin dillense ne derdi?

Çok fazla konuşmazlardı bence, işin sihri orda. Gizemli ve çekici kalsınlar.

Hayatta seni neler heyecanlandırır?

Şu an olduğumdan daha planlı, programlı bir insandım eskiden. Hala da öyle olmayı seviyorum ama fazlası heyecanı yok ediyor sanırım. Spontane gelişen durumlar beni çok heyecanlandırır o yüzden. Planım dışında gelişen ufak anlar böyle. Mesela beklenmedik bir anda sevdiğim bir arkadaşımla karşılaşmak olabilir. En son yaşadığım büyük heyecan hiç beklenmedik bir zamanda köpek sahibi olmamdı; hiç planda yokken bir anda çok yakın bir arkadaş edinmiş buldum kendimi.

Yaratım prosesini nasıl hayal etmeliyiz?

Tez canlı bir insanım. Sonucunun beni çok tatmin edeceğini düşündüğüm bir işi, konu ne olursa olsun, hemen hayata geçirmek için elimden geleni hızlıca yaparım. Öteki yandan da biraz fazla düşünüp ‘’Böyle de olabilir, bunu da yapabiliriz onun yerine’’ diye, hep beni daha memnun edici elementlerin arayışında olduğum için, araştırmacı ve düşünceli bir süreç olur bende. Çalıştığım insanların enerjisi de bu sürecin oldukça büyük bir kısmını kaplıyor. Aynı dili konuştuğum ve ortak zevklere sahip olduğum insanlarla yapılan üretim prosesi benim için hep daha motive edici olmuştur. Telefonumda ki notlar bölümümde hayata geçirmek istediğim birtakım fikirler var mesela; birçoğu da gece tam uykuya dalma anında aklıma gelir, uyanır yarım yamalak notlar alırım unutmamak için. Hatta bu şekilde yaptığım bir çekim bile var.

Sanatın sana hangi süper gücü sağladığını düşünüyorsun?

Var olmayan ve oldukça bireysel bir dil.

Hayatının manşeti ne olurdu?

Yuttuğu sineği öldürmek için zehir içti!

Editoryal çeken ve kendi projelerini ele alan Beyza arasındaki fark nedir?

Mümkün olduğunca ortak payda da buluşturmaya çalışıyorum ikisine de. Hatta elimden çıkan her türlü ürünü diyeyim. Karantina dönemi evde bir şeyler çiziyordum mesela, onların da öteki üretimlerimle ayni dili konuşuyor olması çok hoşuma gidiyor. Bir arkadaşımın gelip ‘’Tam senin yapacağın şey’’ veya ‘’Tam senin tarzın olmuş’’ gibi söylemleri destekliyor bu durumu bir yandan. Ters köşe durumları da seviyorum ama kendi zevklerimden ve vizyonumdan unsurlar katabildiğim projeler beni fazlasıyla memnun ediyor.

Yaratma dürtünün kaynağı nedir?

Tatmin duygusunu yaşamak.

Hayattaki en büyük dayanağın nedir?

Yaşamımda tuttuğum her şey ve acaba yarın ne olacak merakı.

Beyza’nın ütopyasını nasıl hayal etmeliyiz?

Bosch’un The Last Judgment eseri gibi olurdu. Kitabı var odamda. Büyülü.

Sürekli gördüğün bir kabus var mı?

Kabus gibi değil ama bir dönem kötü rüyalar gördüğüm olmuştu. Genel olarak 6. hissi kuvvetli bir insanımdır ve merak ettiğim konular zihnimin bir köşesinde yerini bulur hep. Bilinç altım bu merak konusuyla karakterleri birleştirip korkunç senaryolar izletmişti bu kısa dönemde; oldukça gerçekçi gördüğüm için uyumaya devam etmek istemediğim birkaç rüya olduğunu hatırlıyorum.

Beyza’nın bir sözlüğü olsa; ilk beş kelimesi ne olurdu?

Müthiş
İnanılmaz
Atıyorsun
Ne düşünüyorsun
Bir düşüneyim

Bir günlük görünmez olsan ilk ne yapardın?

Şunu yapardım diyemem. Büyük şans bence bir günlük görünmezlik, ama ne yalan söyleyeyim, kesinlikle yapılmaması gereken bir şeyi yapacak potansiyel var bende.

Özel bir gün olsaydın, ne günü kutlardık?

Var zaten, 30 Aralık.

Bir kanalın olsa adı ne olurdu?

Galaksi TV

Bu son sene neleri geride bıraktın?

Birçok şeyi. 2012’den beri Londra’da yaşıyordum mesela. 2020’nin başında pandemi sebebiyle ‘Bir hafta kalır, sonra dönerim’ düşüncesiyle İstanbul’a geldim. Sonra kendimi buraya yerleşmiş buldum. Vesile oldu, diyelim, çünkü uzun bir süredir dönme isteğim vardı zaten. Londra’da yaşamayı çok sevsem de artık beni eskisi kadar ne motive ediyordu ne de mutlu. Genel resimde yaşamıma negatiflik salgılayan durumlardan arındım demem en doğrusu olur.

Aşk acısına bir reçeten var mı?

Yok aslında, herkesin acılarla baş etme yöntemi çok farklı. Benim de öyle. Benim ilacım sana iyi gelmez, senin ki bana.

Engellerle başa çıkma yöntemin nedir?

Engellere daha çok mücadele olarak bakmaya çalışıyorum. Hem durumun üstündeki yükü azaltıyor hem de beni çözüme daha sağlıklı götürüyor.

Aşk-sanat denklemin nedir?

Muhteşem bir motivasyon ve ilham verme, alma durumu olduğunu düşünüyorum.

Aşka dair kuralların var mı? Varsa nedir?

Yok. Olmamalı da zaten.

Varlığını tamamen onaylayacak ne olurdu?

Buna onay değil de bir kişisel tatmin durumu olarak bakıyorum. Her tatmin olma hissi, kendini iyi hissetmek yani belki de onaylamak aslında. Benim bakış açımda, hep daha iyisini yaparsın, olduğu için bunun cevabini su an vermem pek doğru olmaz. Her beni memnun edecek adımı attığımda, kendimi bir kere daha onaylamış oluyor olacağım bence.

Farkındalığını yükseltmek adına ne gibi araçlar kullanıyorsun?

Farkındalığı yüksek bir insanımdır. Farklı fikir ve bakış açıları da hep ilgimi çeker ve hayatıma pozitif bir etkisi olacak ise dikkate almaya çalışırım. İnsan ister istemez hem kendini hem de çevresinde gelişen olayları yargılamaya meyilli oluyor, bende de bu fazlasıyla vardı sanırım. Bu durumu kırmaya çalışıyorum mesela. Bir de anda kalmam gerektiğini hatırlatırım kendime.

İdeal sosyallik anlayışın nedir?

Kendi yaşam alanıma ve bireyselliğime oldukça önem veren biriyimdir ve tek başıma zaman geçirmekten de bayağı keyif alırım. Bunun yanı sıra da biraz anlık ve spontane gelişen programları seviyorum, hep daha eğlenceli olur öyleleri zaten. Sağlıklı devam edebilmek için sosyalleşmenin de eğlencenin de tek kalmanın da belli bir dengede yaşamımda olması gerekiyor. Her ne kadar bu sıralar içimde gereğinden fazla sosyalleşme hevesi olsa da normal şartlarda yakınlarımla düzenli bir iletişim ve sosyalleşebilmek bana yetebiliyor.

Kendine yüklediğin bir misyonun var mı?

Kendimin en iyi versiyonunu bulmak.



Fotoğraf: Abdullah Yazıc
Röportaj: Sevtap Tuzcu
Sayfa Tasarımı Uygulama: Batu Tate Kantarcı
Sayfa Tasarımı: Studio Pul
Video İçeriği: Abdullah Yazıc
Video: Batu Tate Kantarcı

 

 

SANATÇININ ESERLERİNİ GÖR

SEPETİM