BRING THE HYPE TO ART

SEPETİM

SEKS BİR ARAÇ VE BU BİZİM ALET KULLANMA BİÇİMİMİZE BAKIYOR.

röportaj
ÖZLEM ÜNLÜ


Beni bunu yapmaya iten şey; doğduğumuzdan itibaren bize cinsellikle ilgili yalan söylenmesi. 'Leylekler getirdi' ile başlayıp cinsiyet üzerinden kodlanmış ayıp ve günahlarla donatılmamız.


Çalışmalarının merkezinde erotizm ve pornografi yer alıyor. Büyüdüğün ve bulunduğun ülkeye göre oldukça yenilikçi ve dolayısıyla provokatif aslında. Bunun sana negatif ve pozitif geri dönüşünden bahseder misin?

Çevre tarafından reddedilme, görmezden gelme var. Sonuçta bu ülkede yaşıyoruz, baskı altındayız ve irdelediğim konular tabu olarak nitelendirilen konular. Otosansüre kadar varıyor bunun sonu. Üretimlerimden dolayı kendimi korumam gerek. Erotik işler ürettiğim için tacize uğradığım oluyor. Hak ve hukukun uygulanmadığı, adaletin hiçe sayıldığı, özellikle kadınların sistematik bir şekilde öldürüldüğü bir ülkede kadın ve sanatçı olmak oldukça zor maalesef.
Pozitif dönüşü; inatla ve severek yaptığım işin insanlara dokunduğunu, onlarda bir kapı araladığını görmek. Üretim ve araştırmalarımı paylaştığımda heyecan duyan insanların olması, irdelediğim meseleler üzerine konuşmak ve paylaşmak.

Seni bunu yapmaya iten şey nedir? Nasıl bir dürtüdür ve neden erotizm ve pornografi?

Beni bunu yapmaya iten şey; doğduğumuzdan itibaren bize cinsellikle ilgili yalan söylenmesi. 'Leylekler getirdi' ile başlayıp cinsiyet üzerinden kodlanmış ayıp ve günahlarla donatılmamız, en temel ihtiyaçlarımızı (sevgi,şefkat,seks) sağlıksız bir şekilde yaşamamıza yada hiç yaşayamamamıza neden oluyor. İnsanların çoğunun ortalama sağlıklı bir cinsel hayatının olduğunu düşünmüyorum. Öyle olsa daha mutlu olur ve barış içinde yaşardık bence.

Misyonun nedir?

Cinselliğin, seksin en doğal ihtiyaçlardan biri olduğunu; bu kadar korkulmayacak, yuhalanmayacak bir şey olduğunu göstermeye çalışıyorum. Ortak rıza diye bir kavram var. Bu en temel ilişkilenmede kullanılması gereken bir şey. Karşılıklı onay üzerinden insanlar ne isterse yaşayabilirler, buna dikkat edilmediğinde bir taraf mağdur oluyor ve bunun da örneklerini her gün haberlerde görüyoruz.

Sence seks silah mı?

Bence her şey silah. Seks bir araç ve bu bizim alet kullanma becerimize bakıyor :) Seks silah mı? Bakış açısına bağlı; elimizdeki bir bardağı ya da herhangi günlük kullanımımızda olan bir şeyi de silah haline getirebiliriz. Bir şey ne kadar bastırılırsa o kadar abartılır ve farklı şekillere bürünür.

İzleyiciyi dahil ettiğin performans çalışmalarından bahseder misin? Nasıl hayal etmeliyiz?

Performanslarımı genelde edilgen olduğum, izleyicinin daha aktif bir şekilde katılım sağlayacağı şekilde kurguluyorum. Bununla amaçladığım şey aslında izleyiciyi alana çekip o süreci karşılıklı deneyimleyebilmemiz. Örneğin; Tape performansımda tüm vücudum koli bandı ile bantlı bir şekilde performans alanına girmiştim, bir kişi “Tüm vücudum bantlarla kaplı, çıkarmak için yardım eder misin?” dövizini etrafta gezdirdi ve insanlar gelip bantları çıkardılar. Herkes farklı bir yardım anlayışıyla üzerimdeki bantları çıkardı. Bant çok güçlüydü ve derilerimi soymuştu, acımıştı, bağırdım. Buna rağmen tamamen çıplak kalana kadar devam ettiler ve 6 dakika sürmüştü. Bu performansta sorguladığım şey; “Hangi iyilik, nasıl iyilikti.”

Bir de Shibari yapıyorsun kısaca bahseder misin ve bu bağlamda senin için teslimiyet nedir?

Shibari, Japon estetik bağlama sanatıdır. Hojojutsu denile, kadim savaş sanatının japonların yatak odasına girip erotik bir şekilde evrilmesiyle ortaya çıkmıştır. Hakim olanla teslim olanın ilişkilenmesidir. Ortak rızaya dayanır; safe word vardır ve hayır, hayır demektir. 2016 da Japonyaya gittiğimde ilk shibari dersimi aldım ve döndüğümde çalışmaya devam ettim. 2018 de ilk performansımı gerçekleştirdim ve düzenli olarak devam ettim. Eğitim ve seans da veriyordum. Pandemiyle birlikte fiziki olan tüm işlerim durdu tabii ki.

İnsanın yaratılışında teslim olma ihtiyacı var. Her türlü ideoloji ve inanç sistemleri buna hizmet ediyor. Bir şeye tutunur, dahil olur ve güvende hissederiz. Shibari’deki teslimiyette aynı. Kişi bağın içerisinde kendi kapladığı alanı fark eder, rahatsız olduğu ve canını yakan kısımlar gelir vs… Herşeye rağmen kendini bıraktığında işte o zaman acı hazza ve mutluluğa dönüşür, rahatlarsın. Kendini ait ve güvende hissedersin.

Sanatın sana hangi süper gücü sağladığını düşünüyorsun?

Zamanda seyahat, zamanı eğip bükme.

Senin süper kahramanın kim ve neden?

Flap Jack çizgi filmindeki Flap Jack :) Ancak kahramanlık algısı beni düşündürüyor; neden, nasıl kahraman? Herkes aslında kendi kendinin kahramanı ama bir kurtarıcı bekleriz. Aslolan kendi kendimizi kurtaracak bir kahramana dönüşebilmek.

Farkındalığını yükseltmek adına ne gibi araçlar kullanıyorsun?

5 duyumu dengeli, ölçülü ve özenle doyurmaya çalışıyorum. Okuyorum, hayatı izleyip dinliyorum. Güzel kokularla kendimi mest edip hayatı iliklerime kadar hissediyorum. Bedenimi açmak için esnemeye, zihnim için boşluk yaratmaya, duygularım içinde oturup gözlemleyip, tartmaya çalışıyorum.

Özel bir gün olsaydın ne olurdun, tüm dünyada ne kutlanırdı?

Çıplaklık Günü ilan ederdim. Tüm dünyada herkes soyunsun, çıplaklıklarıyla yüzleşsin isterdim. Şenlik ateşi olabilir, yeme, içme, dans; bu şekilde kutlansın. İnsanlar toplum içinde bir kez bile çıplaklıklarıyla yüzleşse çok farklı bir yerde olurduk, eminim.

Hayatının fonunda hangi şarkı çalıyor?

Bazen Ankara havası, bazen Roman havası ama çoğunlukla müziksiz.



Fotoğraf: Abdullah Yazıc
Röportaj: Sevtap Tuzcu
Sayfa Tasarımı Uygulama: Batu Tate Kantarcı
Sayfa Tasarımı: Studio Pul
Video İçeriği / Video: Batu Tate Kantarcı

 

 

SANATÇININ ESERLERİNİ GÖR